Habercilikte Yeni Çizgi

Buldan: CPT raporunun Efrin’le yayınlanması Türkiye’nin sıkıştığını gösteriyor

İSTANBUL – HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “CPT’nin 2 yıl önce yaptığı rapor üzerinden Öcalan’ın sağlık ya da güvenlik koşullarının iyi olduğuna dair değerlendirme yapması doğru değil. Raporun Efrin kent merkezine girilmesi sonrası açıklanması, Türkiye’nin sıkıştığını gösteriyor” dedi.
Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT), 28-29 Nisan 2016’da İmralı Adası’na yaptığı ziyaretin raporunu 20 Mart’ta açıkladı. Rapor yaklaşık 2 yıl sonra Türk makamlarının talebi üzerine kamuoyuna açıklandı. Raporun açıklanma zamanının Efrin saldırıları sonrasına denk gelmesi dikkat çekti. Raporda Öcalan’ın 5 yıldır avukatları ve 18 aydır ailesiyle hiçbir görüşme yapmadığı vurgulandı. Öcalan ve aynı cezaevindeki diğer tutukluların dış dünyayla bağlantılarının kesildiğinin belirtildiği raporda, telefon dahil hiçbir görüşmenin yapılmadığı belirtildi.

‘CPT SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMİYOR’

5 Nisan 2015’te PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen İmralı Heyeti içinde yer alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, CPT’nin raporunu değerlendirdi. CPT’nin yaptığı görüşmenin sonucunu 2 yıl sonra açıklamasının geç bir açıklama olduğunu ifade eden Buldan, “CPT’nin bu konuda üzerine düşen görev ve sorumluluğu ciddi anlamda yerine getirmediğini düşünüyorum” dedi.

‘ÖCALAN PERSPEKTİFİNİN TÜRKİYE’Yİ KURTARACAĞINI BİLİYORLAR’

Raporun Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve ona bağlı ÖSO’nun Efrin kent merkezine girdikten sonra açıklandığını hatırlatan Buldan, şunları söyledi: “Bu süreçten sonra böyle bir raporun açıklanması şunu gösteriyor. Türkiye’yi yönetenler, Sayın Öcalan’ın hem Suriye, hem de savaş politikalarına ilişkin ciddi anlamda değerlendirmeleri olduğunu ve bu perspektifin aslında Türkiye’yi kurtaracak bir perspektif olduğunu biliyorlar. Bu nedenle böyle bir açıklamanın yapıldığına inanıyorum. Kısacası şunu belirtmek isterim; Efrin meselesiyle ilgili Türkiye artık bir sıkışmışlığın içerisinde. Ve girmiş olduğu o savaş sarmalından ve uluslararası alanda aslında kaybetmiş olduğu o itibardan kurtulmak adına farklı yol ve yöntemleri arama gibi bir şey içerisine giriyor. Bunun içerisine de elbette ki CPT’nin açıklamış olduğu rapor da var. Türkiye devleti, AKP hükümeti bu savaş sarmalından çıkmanın ve Türkiye’nin itibarını aslından belki de uluslararası anlamda, yeniden ivme kazanmasının yöntemlerini aramaya başladı.”

‘EN KISA SÜREDE BİR HEYET İMRALI’YA GİTMELİ’

“Ailesinin, avukatlarının ya da siyasi heyetlerin bir an önce Sayın Öcalan’la görüşme yapması konusunda CPT’nin açıklamasından önce de biz defalarca kez ifade ettik” diyen Buldan, “CPT’nin bu raporundan sonra Sayın Öcalan ile görüşme yapması daha da önem kazanıyor. Dolayısıyla AKP hükümeti biran önce İmralı Cezaevi’nde Sayın Öcalan’la görüşmeleri başlatmalı. Ailesinin, avukatlarının ya da siyasi heyetlerin oraya gideceği bir mekanizmayı mutlaka oluşturması lazım. Bu, Sayın Öcalan’la ilgili bilgi bekleyen, kaygı duyan, endişe içerisinde olan kamuoyunu ve halkımızı da rahatlatacak. Ama bizim için esas ve önemli olan Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik koşullarının ne durumda olduğunu öğrenmektir. Dolayısıyla en kısa zamanda bir heyetin oraya gitmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz” diye belirtti.

‘CPT’NİN RAPORU YETERSİZ’

CPT’nin raporunda Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunun belirtildiğini; ancak 2 yıl önce yapılan bir görüşme için bu söylemin sağlıklı olmadığının altını çizen Buldan, “Sağlık koşullarının nasıl olduğunu bilmiyoruz. Biz 5 Nisan 2015 yılında oradaydık. Kendisiyle görüşmüştük. Ama o tarihten sonra hiç kimse kendisiyle görüşmedi. Bu konuda kamuoyuna bir bilgi ya da açıklama yapılmadı. CPT’nin 2 yıl önce yaptığı rapor üzerinden Sayın Öcalan’ın sağlıklı olduğuna dair ya da güvenlik koşullarının iyi olduğuna dair bir değerlendirme yapması doğru değil. Ben hem sağlık, hem de güvenlik açısından CPT raporunun yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü görüşmenin üzerinden 2 yıl geçmiş. Sağlık koşullarının ya da güvenlik koşullarının aynı olduğuna dair bir değerlendirme yapmak yanıltıcı olur” diye ifade etti.

‘KAMUOYU BÜYÜK BEKLENTİ İÇİNDE’

Son olarak Öcalan ile bir an önce görüşmelerin yapılması gerektiğini aktaran Buldan, “Bir an önce sağlıklı bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. Çünkü 2 yıl önce Sayın Öcalan’la görüşen bir heyet üyesi olarak, ben de en azından bu anlamda CPT’nin raporunun önemli ama geç kalınmış bir rapor olduğunu, bir an önce İmralı Adası’na gidip görüşmelerin başlaması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Umarız görüşme olur. Beklentimiz bu yönlü. Çok geç kalındı. En kısa zamanda gerçekleşmesi lazım. Çünkü büyük bir beklenti var. Büyük kaygılar var. Bu kaygılar ve beklentiler doğrultusunda acil görüşmelerin başlaması lazım” şeklinde konuştu.

CPT’NİN RAPORUNDA YER ALAN KİMİ MADDELER ŞÖYLE

Türkiye’nin talebi üzerine yayınlanan CPT’nin 6 sayfalık raporunda yer alan kimi bulgu ve önerileri şöyle sıralanmıştı:

“* Mahpusların dış dünyayla iletişimleri konusunun uygulamaya geçirilmemesi ciddi bir kaygı sebebidir.

* Ancak, dönemin Adalet Bakanının 12 Şubat 2013’te CPT’ye verdiği sözlere rağmen tüm mahpuslar hala hücre dışı etkinliklere tek başına katılmak durumunda kalmaktadır.

* Tüm mahpusların ortak faaliyet hakları haftada 5 saat yerine 3 saate indirilmiş, hep beraber değil sadece ikili olarak katılmasına izin verilmekte. Bu kısıtlama nedeniyle mahpuslar bu ek faaliyetlere katılmayı kategorik olarak reddettiklerini belirmiştir. Mahpuslar haftalık 168 saatten toplam 159 saatinde tek başlarına tutuluyorlar. Böyle bir durum kabul edilemez.

* CPT’nin görüşüne göre yukarıda bahsedilen kısıtlamaları uygulamayı gerekçelendirecek herhangi meşru bir güvenlik kaygısı bulunamaz. Bu durum heyetin görüştüğü çeşitli paydaşlar tarafından da kabul edilmiştir.

* Ziyaret sonrası gerçekleştirilen görüşmeler sırasında Adalet Bakanı heyete İmralı Cezaevinde tutulan tüm mahpuslara yönelik rejimin iyileştirilmesi amacıyla önlemler alacağı konusunu açık bir şekilde ifade etti.

* Mahpusların dış dünyayla iletişimi bakımından 2013 yılındaki ziyaretten bu yana herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana tek bir avukat ziyareti gerçekleştirilmemiştir. 6 Ekim 2014’ten bu yana aile ziyaretleri gerçekleştirilememiştir. Parlamento üyeleri 5 Nisan 2015’ten bu yana ziyaret gerçekleştirilmemiştir.

* Heyete yönetim tarafından İmralı Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulunun 29 Haziran 2015’te cezaevinde bulunan tüm mahpuslara tamamen telefon yasağı uygulama kararı aldığı bilgisi verilmiştir.

* Avukat ve aile ziyareti kısıtlaması Türk kanununda herhangi bir zemini olmaksızın uygulanmaktadır.

* CPT Sözleşmenin 3 ve 10’uncu maddelerine ve 2’nci paragrafına atıfla Türk yetkilileri İmralı Cezaevinde tutulan tüm mahpusların -herhangi bir gecikme olmaksızın- istemeleri durumunda aileleri ve avukatları tarafından ziyaret edilmelerinin sağlanması yönünde gerekli adımları atmaya bir kez daha çağırmaktadır.

* Prensip olarak tüm mahpuslar mektup gönderme ve alma hakkına sahiptir. Ancak, heyet mahpuslardan mektuplarının ‘mektup okuma komisyonu’ tarafından sık sık sansürlediği veya el konulduğu yönünde bazı şikayetler almıştır.”

MA / Sadık Topaloğlu – Muhammet Doğru

Diğer Haberler