Habercilikte Yeni Çizgi

ABD neden yeni savaş istiyor?

Irak savaşından sonra ABD’nin en çok ihtiyacı olan şey, bu kanlı, sömürgeci girişimle yüzleşeceği dürüst bir tartışmaydı. Onun yerine elimize geçen ‘Kimse böyle olacağını bilemezdi’ler, ‘Bu sayfayı geçelim, artık önümüze bakalım’lar oldu. Şimdi, Cumhuriyetçi seçkinler arasında en kana susamış savaş çığırtkanı olan John Bolton ulusal güvenlik danışmanlığına yükseldi.

John Bolton’ın Donald Trump’ın yeni ulusal güvenlik danışmanı olacağının açıklanması, belki de Trump’ın başkan seçilmesinden bu yana en endişe verici haber. Bunun iki nedeni var. Birincisi Bolton belki de, üst düzey Cumhuriyetçi seçkinler arasında en kana susamış savaş çığırtkanı (ki bu grup, bu yakıştırma için çıtayı çok yükseltmiş insanlarla dolu). İkincisi, yönetici sınıfının geriye kalan kesiminin de Bolton’ın yeni savaşlar için yapacağı kesin görünen baskıya etkili bir şekilde karşı koyabileceğini düşünmek için neredeyse hiç gerekçe yok.

Amerika’nın bir kez daha anlamsız, suç niteliğindeki bir saldırı savaşına girmesi gayet güçlü bir olasılık olarak ortada duruyor. Zira, yeni yüzyılda yaşadığı dış politika felaketleri ile asla yüzleşmedi.

Irak işgalinin 15. yıldönümü geçen haftaydı ve felaketin tarifi imkânsız boyutları üzerinde yeniden düşünmek için bir vesile oldu. Amerikan odaklı dar bir çıkar penceresinden bakıldığında, ABD dış politikasının en korkunç stratejik hatalarından biriydi; binlerce Amerikan askeri öldü, on binlercesi sakat kaldı; milyarca dolar doğrudan, trilyonlarca dolar dolaylı yoldan harcandı. Ve tüm bunlar hem ulusal çıkarlara hem de itibara derin zarar verdi.

Ayrıca işgal korkunç bir suçtu. Iraklıların yaralanma ve ölüm oranları Amerikalıların en az iki ya da üç katıydı. Saldırı savaşı, mevcut uluslararası hukukun en ciddi ihlallerinden biri. Fakat yeni sözde Irak devletini (büyük oranda azaltılmış kurumsal vergiler ve yabancı savaşçılara sağlanan dokunulmazlıkla) kuran yetersiz ve sağcı ideologlar, Saddam Hüseyin’in işkence için kullandığı aynı zindanda insanlara kendi işkencelerini yaparak bunu daha da ileri götürdüler. Çok açık şekilde, Nürnberg’de Nazilerin asılmasına neden olan suçlar işlendi.

VİETNAM SAVAŞI BİLE BU KADAR KORKUNÇ SONUÇLAR YARATMADI

Benzer suçların işlendiği Vietnam’da, Kuzey Vietnamlı komünistler Amerikan güçlerini yenilgiye uğratınca Güney Vietnam’ı ele geçirdiler (hatta sonrasında ABD ile ılımlı ilişkiler geliştirdiler) ve varlığını sürdüren bir ulus yarattılar. Ancak Irak’ta bunun aksi şekilde, 30 Yıl Savaşları’nın katliam ortamına benzer bir kaos ve vahşet yağmuru başladı. Bugün tüm bölgenin siyasi yapısı hâlâ paramparça halde, büyük ölçüde barbarca işgalin bir sonucu olarak yolsuzluk, aşırılıkçılık ve kölelik kol geziyor ve yakın vadede bir iyileşme yaşanacak gibi de görünmüyor.

Kolektif karar verme mekanizması olarak imza atılan bu korkunç hataya ilişkin ne gibi bir yüzleşme yaşandı? Neredeyse hiç. Irak Savaşı’nı destekleyen ve sola yakın olan, işgalden sonra da üst düzey görevlerini ve nüfuzlarını sürdüren kişilerin listesine bir bakalım. (Muhafazakârların neredeyse tamamı savaşı destekledi ve tabii ki çok küçük bir azınlık pişmanlık ifade etti.)

Hillary Clinton, 2016 Demokrat Parti başkan adayı; Joe Biden, eski demokrat başkan yardımcısı; Senato Azınlık lideri Chuck Schumer; Dianne Feinstein, Senato İstihbarat Komitesi kıdemli Demokrat üyesi; John Kerry, 2004 Demokrat Parti başkan adayı, 2013-16 dışişleri bakanı; Temsilciler Meclisi üyeleri Henry Waxman ve (şu an Senatör olan) Ed Markey; Anne-Marie Slaughter, New America Vakfı Başkanı ve CEO’su; Jeffrey Goldberg, The Atlantic dergisinin Genel Yayın Yönetmeni; David Remnick, The New Yorker editörü; George Packer, aynı dergide yazar; Bill Keller, New York Times’ın eski yayın yönetmeni ve köşe yazarı; Thomas Friedman, New York Times köşe yazarı; Fred Hiatt, The Washington Post’un başyazı sayfasının editörü; Jacob Weisberg, Slate’in eski Genel Yayın Yönetmeni, şimdiki Grup Genel Yayın Yönetmeni, Ezra Klein, Vox kurucusu ve editörü.

Bu insanlardan bazıları makul açıklamalar ile nerede hata yaptıklarını ve kana susamış işgalleri desteklememe konusunda çıkardıkları dersleri açıkça dile getirdiler. Asıl sorun, rakamlar ve gözle görülen bu yüksek statü. Ortaya çıkan acı tablo şu ki; son 20 yılın en hatalı dış politika kararını desteklemenin hiçbir bedeli olmadığı gibi, akıllıca bir kariyer hamlesi olmuş. Savaşın bir felaket olduğu ortaya çıktıktan sonra bile Irak Savaşı’nı eleştiren kesimleri ortaya çıkarmak, işe almak, yetiştirmek gibi bir girişim olmadı. Tam aksine, ana-akım aklın güçlü seçkinleri bu kişileri görmezden geldi; çünkü bu eleştirmenler süregelen statükonun aslında ilkesel ve stratejik olarak ne denli berbat durumda olduğunun yaşayan kanıtlarıydı.

John Kenneth Galbraith’in bir zamanlar yazdığı gibi: “Bu gibi konularda, bizim kültürümüzde, saygın bir şekilde hatalı taraf olmak, yanlış gerekçelerle doğruyu yapmaktan çok çok daha muteberdir.” Roosevelt’ten bu yana gelmiş en başarılı politika kampanyacısı olan Barack Obama savaşa itirazını lehine çevirebilen az sayıda ismin başında yer aldı. Ve ardından Hillary Clinton’ı dış politikadan sorumlu bir numaralı isim haline getirdi.

BOLTON BARIŞ GETİRMEYECEK

Bu beni John Bolton konusuna tekrar getiriyor. Bolton o kadar savaşa meraklı bir adam ki bazı Cumhuriyetçi senato üyeleri bile 2005’de BM elçisi olarak atanmasını desteklemeyi reddetti. Bugünse elbette böyle bir direnç yok. Bolton daha kısa süre önce hem Kuzey Kore’ye hem İran’a saldırmak için var gücüyle bastırıyordu (ikincisi için tabii ki nükleer anlaşmayı yırtıp attıktan sonra). Yeni muhafazakârların pek çoğunun aksine, yalnızca karşılık veremeyecek zayıflıkta olan ülkelerle uğraşan bir adam değil. ABD toprağına nükleer saldırı tehdidi olacaksa, ciddi bir yenilgi ihtimali varsa bile savaşı tercih edebilir. Bunun sonuçları korkunç olabilir.

Irak felaketinden sonra Amerika’nın en çok ihtiyacı olan şey, bu kanlı, sömürgeci girişimle yüzleşeceği dürüst bir tartışmaydı. Onun yerine elimize geçen “kimse böyle olacağını bilemezdi”ler, “bu sayfayı geçelim, artık önümüze bakalım”lar oldu.

Sonuç, hukukun üstünlüğünü ciddiye alan bir ülkede çoktan savaş suçlarından yargılanıyor olacak insanlarla dolu Cumhuriyetçi bir hükümet. Ve savaşa karşı net bir duruş gösterecek aptallar ve korkaklarla dolu bir muhalefet. Daha geçen hafta 10 senato üyesi demokrat, Trump’ın Yemen’deki Suudi savaşını desteklemeye devam etmesine imkân sağladı. Zamanı geldiğinde Bolton ve Trump ikilisine karşı durulacağına dair umudum da çok az.

Bu makalenin orijinali The Week sitesinde yayımlanmıştır. (Çeviren: İdil Karşıt)

Diğer Haberler