Habercilikte Yeni Çizgi

Diyarbakır Sur Davası tutuklusu: Biz ev sahibiydik saldıran güvenlik güçleriydi

Sur davasının öğleden sonraki bölümünde ifade veren tutuklu Ömer Atalay, Sur’da güvenlik güçleri yaşamını yitirdiği için yargılandıklarını belirterek, “Tahir Elçi, Fatma Ateş ve Helin Şen için her hangi bir hukuki süreç başlatılmadı. Bunların sorumluları kimdir hiç sordunuz mu? Biz ev sahibiydik bize saldıran güvenlik güçleriydi” dedi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağında ilçeden tahliye edilen ve aralarında KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Mazlum Dolan’ın da  aralarında bulunduğu 19’u tutuklu 40 kişi hakkında açılan davanın 8’inci duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi görüldü. Sabah saatlerinde mahkeme heyeti ile sanıklar arasında yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından ara verilen duruşma, öğleden sonra yeniden başladı. Sanıklar hakkında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “Örgüt üyesi olmak” suçlarından 7 buçuk yıldan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına kadar hapsi isteniyor.
Duruşmaya, bazı tutukluların getirilirken bazıları ise SEGBİS üzerinden duruşmaya katıldı. Tutuksuz yargılananların da katıldığı duruşmada, avukatlar hazır bulundu. Duruşma öncesi mahkeme salonunda yoğun önlem alan polis, izleyicileri tek tek aradıktan sonra salona aldı. Heyet değişikliği nedeniyle önceki duruşma zabıtlarının ve dava dosyasına gelen evrakların okunmasıyla duruşma başladı. Adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanan ve duruşmaya katılmayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’un avukatı Muharrem Şahin, milletvekili seçilen Tosun’un çalışmaları gereği yurt dışına gidip gelmesi için var olan adli kontrol şartının kaldırılmasını talep etti.
Tutuklu bulunan Mahsun Saruhan’ın Kürtçe ifadesi alındıktan sonra duruşma savcısı sanıklar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma dosyalarının akıbetini araştırılması için müzakere yazılmasını talep etti. Savcı, tutuklu sanıkların ise öz yönetim ilanları kapsamında Sur ilçesinde ve ülkenin farklı bölgelerinde örgüt mensuplarının başlattığı hendek ve barikat eylemleri neticesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği ve güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyon sırasında örgüt mensuplarının silahlı saldırıları sonucu birçok kolluk kuvvettin yaşamını yitirdiği ve yaralandığı, operasyonların bitim tarihine yakın bir tarihte sanıkların birlikte yakalandıkları ve üzerlerinde patlayıcı maddelerin tespit edildiği, ayrıca örgütsel dokümanlarda sanıklar hakkında bilgilerin yer aldığı gerekçesiyle tutukluluk hallerinin ve adli kontrol taleplerinin devamını istedi.
Duruşma savcısının tutukluluk ve adli kontrol taleplerine karşı verdiği mütalaasından sonra sanıkların savunmasına geçildi. Sanıklar Kürtçe savunma verdi.
‘BU SÖZLER PROPAGANDA DEĞİL’
Duruşma savcısının mütalaasına ilişkin olarak savunma için ilk sözü alan Baran Aslan, görülen 5-6 duruşmada savunma yapmalarına izin verilmediğini belirterek, “Biz biliyoruz ki bu hukuk değil siyasi bir mahkemedir. Öncelikle Önder Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridi kınıyorum. Buradaki mahkeme kurmacadır. Bizi yargılayacak olanlar Önder Abdullah Öcalan, hareketimiz ve halkımızdır. Bu sözler propaganda değil gerçeklerdir” dedi. Mahkeme başkanı Aslan’ın savunmasını tutukluluk mütalaasına ilişkin olarak ifade vermediği gerekçesiyle kesti.
‘ÖZGÜRLÜK TUTSAKLARIYIZ’
Daha sonra söz alan sanık Yunus Özak, kendisinin “terörist” olmadığını ve bunun da halk tarafından çok iyi bilindiğini ifade ederek, “Arkadaşımız söz hakkı istedi siz ona ‘lan’ diye hitap ettiniz. Buna hakkınız yok. Zeki Şengali Türkiye devleti tarafından şehit düşürüldü. Biz bu komployu lanetliyoruz. Biz terörist değiliz, terörist DAİŞ’tir. Teröristler DAİŞ’le ortaklık kurup Şengal’e, Afrin’e saldıranlardır. Önder Abdullah Öcalan üzerinde tecrit uygulayanlardır. Halkımız bunu çok iyi bilsin biz sadece özgürlük tutsaklarıyız” dedi.
‘MAHKEMEYE KARŞI DURULDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR’
Özak’ın savunmasından sonra söz alan avukatı Şivan Cemil Özen, yargılama boyutunun değerlendirildiğinde duruşma sistemi açısından hali hazırda tüm sanıkların arasında jandarmanın oluşu ve savunmalara müdahale etmesinin mahkeme başkanın duruşmayı yönetme anlayışına karşı durulduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Dosya üzerinden tüm sanıkların bir biri hakkında ifade verdiği müvekkilinin işkence gördüğünü ve jandarmanın mahkeme huzurunda fiziksel müdahalede bulunduğunu kaydeden Özen, “Mahkeme huzurunda bunlar yaşanıyorsa bir TEM görevlisinin Sur’da ne şekilde olacağını düşünülmesi gerekir. Çok sanıklı yargılamalarda söz konusu dosya yoğunluğu göz önüne alınarak aynı gerekçeyle tutukluluk halinin devamına karar verilemez” diye konuştu.
‘KORKUNUZDAN KÜRT HALKINA CEZA VERİYORSUNUZ’
Tutukluluğuna ilişkin söyleyecek bir şeyinin olmadığını belirten sanık Mehmet Yakoğlu, Öcalan üzerindeki tecridi kınadığını belirtti. “Bir yerde yasak başlamışsa ve orada eviniz, iş yeriniz varsa ve tüm mağduriyetlerin üzerine bir de tutuklandıysanız buna benzer bir uygulamayı hiçbir yerde karşılaşılamaz” diyen İhsan Karatay da, “Bu Kürt halkına verdiğiniz cezalar korkunuzdandır” diye konuştu.
Daha önceki duruşmalarda hasta ve ameliyat olması gerektiğini belirttiğini söyleyen sanık Sinem Ataş, gelecek ay böbreğinden ameliyat olması gerektiğini ancak cezaevi koşullarında bunun imkansız olduğunu belirtti. Ataş, sağlıklı bir tedavi görmek istediğini ve kendisinin de daha önce aynı dosyadan yargılanan anne, baba ve kardeşi gibi tahliye edilmesini istedi.
Bir diğer sanık Ahmet Karatay, duruşma savcısının mütalaasını kabul etse de etmese de sonucun belli olduğunu söyledi. Karatay’ın ardından söz alan avukatı Selvi Tunç ise, iddia makamı özensiz bir mütalaa verdiği demesiyle duruşma savcısıyla arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Yaşanan tartışma sonucu duruşma salonunu terk eden savcı, avukatların tepkileri üzerine yaklaşık 20 dakika sonra yeniden duruşma salonuna geldi.
‘BİZE SALDIRAN GÜVENLİK GÜÇLERİYDİ’
Son olarak konuşan Ömer Atalay, “929 gündür tutukluyum. Bütün yargılamalarda heyetinizden adil bir yaklaşım görmedim. Dosya hakkında sonuç bellidir. Sur’da güvenlik güçleri öldüğü için biz burada yargılanıyoruz. İnsan yaşamını korumak iyi bir şeydir ama tek taraflı olmaz. Sur’da birçok insan öldü, bunların hakları aranmadı. Şehit Tahir Elçi, Fatma Ateş ve Helin Şen için her hangi bir hukuki süreç başlatılmadı. Bunların sorumluları kimdir hiç sordunuz mu? Biz ev sahibiydik bize saldıran güvenlik güçleriydi” şeklinde konuştu.
‘TUTUKLULAR DARP EDİLDİ’
Atalay’ın savunmasını yarıda kesen mahkeme başkanı, Atalay’a “Sen değil miydin ben PKK örgüt üyesiyim diyen, kes” demesiyle birlikte Atalay’ın duruşma salonunda çıkarılması talimatı verdi. Mahkeme başkanın bu söylemi üzerine ise salonda bulunan 13 tutukludan 10’u salondan ayrılmak talebi üzerine jandarma eşliğinde dışarı çıkarıldı. Salondan çıkarılan sanıkların jandarmalar tarafından darp edildiği ve hakaretine maruz kaldığı görüldü. Darp edilen sanıklar, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganı attı. Yaşananların ardından mahkeme başkanı, duruşmaya bir buçuk saat ara verdi.
Verilen aradan sonra avukatların savunmalarına geçildi.
İlk savunmayı yapan avukat Muharrem Şahin, “Sabahtan beri yaşanan gergin ortamdan, önyargılardan ve Cumhuriyet Savcısı’nın müdafilerin sözünü kesmesinden mahkeme başkanının duruşmadan çıkarılacak olan sanığa ‘sesinizi kesin lan’ demesinden dolayı savunma yapacak motivasyonum kalmamıştır” diyerek, salondan çıkmak istediğini dile getirdi.
AVUKATLARIN DA MİKROFONU KAPATILDI
Av. Cemile Turallı ise, mahkeme başkanın tavrına dikkat çekerek, “Geldiğimiz an itibariyle yargılamanın sürdürülebilir bir yargılama olmaktan çıktı. Sabah saatlerinden beri bir gerginlik var. Kişisel olarak sanıkları müdahale ettiniz. Avukatlara yönelik müdahaleniz gerçekleşti. Biz burada hakikatten bölünmüş olduk. Yargılamanın birinci aşaması itibarıyla sizin sürekli sanıklara ve avukatlara yönelik olan müdahaleyi anlamakta güçlük çekiyorum. Yargılamanın bir tarafı olarak, yardımcı olmak istiyoruz. Kişisel olarak savcı ile birlikte müdahaleye giden ve buna sessiz kalan bir başkan görüyoruz” dedi. Turhallı’nın savunma yaptığı sırada mahkeme başkanın bağırarak “Yeter, mikrofonu kapatın” talimatı verdi.
Turhallı ve Şahin, yaptıkları savunmanın ardından salondan ayrıldı. Diğer sanıkların avukatlarının yaptığı savunmanın ardından duruşmaya karar için ara verildi.
Duruşma gününde güvenlik tedbirinin alınması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzakere yazılmasını isteyen mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına kararını verdi. Heyet, bir sonraki duruşmayı ise 2019’un  Mart ayına erteledi. (Mezopotamya ajansı)
Diğer Haberler